Yenidünya ve onun bekçisi
Sıcak bir mayıs perşembesiydi.Erken gelmişti sıcak günler,oturduğun yerde sırılsıklam kaldığın öğlenlerden biriydi.Saatine baktı 14.00′ü oluşturmaya çalışıyordu akrep ve yelkovan.Gidip şunu yatırayım diye söledi karnından tüm vücuduna bir ses.
Ardından giydi FBI yazılı terliklerini cebine programı koydu ve kalem koydu diğer cebine, bir de yeteri kadar bir kaç bozukluk.Merdivenlerden indi,apartman girişi ne kadar da serindi.Ama dışarısı kesinlikle öyle değildi.Yoluna koyuldu,yolu küçük bir yokuştan geçiyordu.Dalgın dalgın yolu arşınlarken sağına baktı;kocaman yeşil bir ağaç gördü,ama dalları sarı sarı şeker gibi yenidünyalarla kaplıydı. Gözlerini ayıramadı; “- Amma da çoklar” diye geçirdi içinden.Hayranlıkla yenidünyalara bakarken yeşil ve kahve dalların arasından bir çift göz gördü,pimapenin üstüne kollarını koymuş yaşlı ve şirret bir çift göz ona bakıyordu.Şüphesiz ki o gözler pimapenin krem beyazlığına gizlenmiş bir çift bekçiydi.O çirkef bir çift bekçi,hasmına cüzzamlı gibi bakıyordu.Bu bakış öyle bir bakıştı ki bakılan “şey” insanlıktan çıkar.Çirkefliğin ağır baskısı altında ezilerek bir “şey” e dönüşürdü.
Zebani gözler FBI terlikli genci gerçek dünyaya döndürdü.Yavaşlayan adımlar ve dünya hızlandı.Elini yoklarcasına bozuk paralara gitti gencin ve yoluna devam etti…